Affetmek..

2012-09-28 14:23:00
Affetmek.. |  görsel 1

Affetmek bazen dünyanın en zor şeyi değil mi? Zor ama eğer başarırsanız size iyi gelecek çünkü.. ABD’nin Kaliforniya eyaletinin San Diego şehrinde bulunan San Diego Üniversitesinde gerçekleştirilen araştırmada insanların kendilerini üzen kişilere kin tutmayıp onları affetmesinin sağlıklarını olumlu yönde etkilediği ortaya çıktı. 200 kişi üzerinde yapılan çalışmada araştırmacılar deneklerden kendilerini üzen olayları hatırlamalarını istedi. Deneklerin yarısından olayları affedici bir bakış açısıyla değerlendirmeleri istenirken diğer yarısına kendilerini yıkan anılarını içlerindeki öfkeyle anmaları istendi. Bu duyguları yaşarken monitörlere bağlanan deneklerin kan basınçları ve kalp atışları izlendi. Olayları öfkeyle değerlendiren grubun kan basıncının affedici gruba göre çok yüksek olduğu gözlenirken kin tutmayan ve kendilerini üzenleri affedenlerin kalp sağlıklarının da uzun vadede korunduğu belirtildi. Devamı

Fotoğraf

2012-09-28 14:16:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Fotoğraf

2012-09-28 14:13:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Teps-i Müdaafa

2012-09-28 14:12:00
Teps-i Müdaafa |  görsel 1

Devamı

İlişkilerde “susma” noktası

2012-09-28 13:54:00
İlişkilerde “susma” noktası |  görsel 1

İnsan olarak fıtratımızın en temel özelliğidir konuşmak. Pek çoğumuz mutluluğumuzu, mutsuzluğumuzu, heyecanımızı, galeyanımızı; kısacası tüm duygularımızı konuşarak aktarırız çevremizdekilere. İşlerin nasıl geçtiğini, öğretmenin derste ne söylediğini, yan komşunun annesi ile neden kavga ettiğini, ya da kuzenimizin doğum günü sürprizine ne de çok sevindiğini... Tüm bunları ve daha nicelerini heyecanla, coşkuyla, bazen de hüzün ve durgunlukla paylaşırız etrafımızla. Çoğu zaman da eşimiz olur anlattıklarımızı dinleyen muhatap. O, tüm günün iş telaşesini, patronun kaprisini hatta bazen otobüsteki, minibüsteki iki kişinin didişmesini anlatır bize. Biz de çocuğun dersleri, komşunun dertleri derken ona anlatırız pek çok mevzuyu. Kısacası konuştukça konuşur, anlattıkça açılırız. Kimi zaman hararetli, kimi zaman sükunetli olur sözlerimiz. Bazen öyle çok heyecanlanır, öyle bir coşkuya kapılırız ki akşamı bekleyemez telefonda özetleyiveririz eşimize bir hadiseyi. Hatta konuşmayı tekrarlayacağımızın bir nişanesi olarak da ekleriz “Akşam detaylı konuşuruz” diye. Ama bazen suskunluk çöküverir üzerimize. Her zaman konuşan taraf konuşmaz, her zaman anlatan taraf hiçbir şey paylaşmaz olur. Çoğu çift itiraf etmese de birbirine, bu sessizlik hoşa gider başlarda. Bir süreliğine de olsa sakin, sessiz ve özgür hissederiz kendimizi. Hatta belki bizi alakadar etmeyen insanlarla ilgili onca meseleyi dinlemek zorunda kalmadığımız için, mutlu olup bu sürecin devamını dahi dileyebiliriz. Fakat bir süre sonra evdeki bu sessizlik bir şeyler fısıldar kulağımıza: Eski huzurumuz da eşimizle birlikte derin bir sessizliğe gömülmüştür... Söylemek yerine susmayı tercih etmek tehlikeli olabilir &... Devamı

Zor.. Çok zor..

2012-09-28 13:50:00

    İslam garip başladı, garip haline geri dönecektir.. Öyle bir zaman gelecek ki İslam’ı yaşamak, imanı muhafaza edebilmek, avuçta kor tutmaya eşdeğer olacaktır.. Onu yaşayanlar, asırlarında gariplerdir.. O Hakk erlerine, O gariplere müjdeler olsun!..” Kolay değil şu câzibedar fitne asrında, Nefse geniş, gönüllere dar şu zamanda sevdalanmak.. Yani; O’nun boyasına boyanmak.. Aşk eri olmak.. BİN güzelden yüz çevirip, BİR güzele, EN GÜZEL’ e yâr olmak.. Hiç kolay değil.. Ve.... Kurak topraklarda gül yetiştirmeye talip olmak.. Çöllerde vâhaların, bin li bahçelerin heveslisi olmak.. Ve.... Kanınla suladığın, ihtimamla yetiştirdiğin lerin hoyratça tarumâr edilişine sessiz kalmak, kalabilmek.. Ve... Zulme şahidler olmak.. Zor.. Çok zor.. Yüreğinin bin kez “hayır!” dediği önünde saygıya durmak ve bin kez “evet” lediğine tam yâr olamamak... Benliğini alıp ta ayaklar altına, kanın çekilircesine, sanki ölürcesine –Ve aslında dirilircesine- “LA!” diye haykırmak..Hiç kolay değil.. Ve yılmamak.. Yeniden.. Yeniden ebed bahçelerine talip olmak.. Yeniden tohum saçmak.. “Her dem yeniden doğarız// Canlar ölesi değil..” Şevkle her başa dönüşü, hedefe bir yaklaşma bilmek.. Çok zor.. Bin kez kovulduğun kapılara, Hakk adına yine varmak tebessümle.. “Öz yurdunda garip, öz vatanında parya” olmak.. Gurbet içre gurbetleri yaşamak dâim; Yani... Sana her gün sunulan bin süslü günahlara hayır demek.. Yani: Elest Bezmi’ndeki s&oum... Devamı

Mutluluk üzerine...

2012-09-28 13:47:00
Mutluluk üzerine... |  görsel 1

Mutluluğun kabullenmeyle, mutsuzluğun beklentiler ve hayatın tutturduğu yol arasındaki mesafeyle çok ilgili olduğunu öğrendim. Rabindranath Tagore   Devamı

Namaz ve Sağlığımız...

2012-09-28 13:32:00
Namaz ve Sağlığımız... |  görsel 1

Müslüman, beş vakit namazı, Allah Teala emrettiği için kılar. Cenabı Hakkın her emrinde bir çok hikmetler vardır. Namaz kılarken yapılması emredilen her hareketin, hem bedene hem de ruha sağladığı faydalar vardır. Namazın sağlığımız üzerindeki faydalarından bazıları şunlardır: 1. Namazda yapılan hareketler hafif olduğundan kalbi yormaz. Ve Günün değişik saatlerinde kılındığı için insanı devamlı zinde ve dinç tutar. 2. Namaz sebebiyle başını günde seksen defa yer koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak kan fazla ulaşır. Bu yüzden beyin hücreleri yeterince beslendiğinden, Namaz kılanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına daha az rastlanır. Bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. Bu gün tıpta "demans senil" bunama hastalığına uğramazlar. 3. Namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip doğrulmaktan dolayı, daha kuvvetli kan deveranına malik olur. Bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvını devamlı değişmesi temin edilmiş olur. Gözü "Katarakt" veya "Karasu" hastalığından korur. 4. Namaz kılmaktaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. Böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, börekte taş oluşumunun önlenmesinde ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olur. 5. Beş vakitte kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamayan adale ve eklemleri çalıştırarak artoz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler. 6. Vücut sağlığı için temizlik muhakkak lazımdır. Abdest ve gusül, hem maddi hem de ma... Devamı

Namaz kılamıyorum, içimden gelmiyor, ne yapmalıyım?

2012-06-28 13:27:00
Namaz kılamıyorum, içimden gelmiyor, ne yapmalıyım? |  görsel 1

Soru: 36 yaşındayım. İki kez kutsal mekâna gittim. Fakat hala namaz kılmıyorum. Kalbim yumuşamıyor. Taş gibi. İmanımın zayıflığından da çok şüphe ediyorum. Bana kalbimi yumuşatacak, imanımı güçlendirecek ve namaza başlatabilecek bir öğüt, bir nasihat, bir dua, bir yol gösterebilir misiniz? Aşırı derecede çelişkiler yaşıyorum. İçimde namaza karşı bir soğukluk var. O samimiyeti kendimde bulmuyor ve namaz kıldığım zaman "iş olsun" diye kılıyorum gibi oluyor. Kendimi ve Allah'ı kandırıyorum gibi oluyor ve namazdan soğuyorum. Bana yardımcı olur musunuz?   Cevap: Şeytan, Allah’ın huzurundan kovulup kıyamete kadar yaşama izni alınca Allah’a şöyle demişti:   “… Ne olursa olsun, onlar için, senin doğru yolunun üstünde oturacağım. Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim. Göreceksin, onların çoğu, sana teşekkür etmeyecektir”. (Arâf, 7/16-17)   Dolayısıyla siz, Allah’ın rızasına uygun bir şey yapmak istediğiniz zaman şeytan mutlaka harekete geçecektir. İçinize her türlü şüpheler gelecek, kâfir olduğunuzu zannedeceksiniz ve sonunda “böyle namaz olmaz!” diyerek namazı bırakacaksınız. İşte Şeytanın istediği de budur.   Aklınıza bu tür şeylerin gelmesi, şeytanı rahatsız ettiğinizi ve doğru yolda olduğunuzu gösterir.    Yapmanız gereken, ne pahasına olursa olsun ibadetlerinize devam etmektir. Çünkü biz ibadeti huzur bulmak için değil, Allah’ın emrini yerine getirmek için yaparız.  Zamanla şeytanın sizden umudu azalacak ve ibadetten zevk almaya başlayacaksınız. Ama o, hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır. Bunu asla unutmayın. Bu sebeple hemen Allah’ın emrini yerine getirmeye başlayın.    Allah ha... Devamı

Dua sığıyor sadece avuçlarıma

2012-06-19 10:11:23

"Dua sığıyor sadece avuçlarıma…” diyor şair. Büsbütün ruhumun paramparça olduğunu, neredeyse tüm zerrelerimin kasvetle kucaklaştığını, iliklerime kadar dolduğunu hissettiğim anlardan bir andayım Rabbim!Günahla sırılsıklam kalbimde bir yer var; hiçbir beşerin dokunamadığı, eremediği, köreltemediği bir yer, nefsime rağmen!Oraya yazdım adını : “LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜ’R –RESULLULLAH” Allah’ım, sana yönelmiş bu aciz, bu titrek yüreğime nazar ettiğini bilerek yalvarıyorum sana, yine senin nurlu ayetinle : “Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum” ( Sure-i Yusuf 86 ) Halim’sin sen Allah’ım!Biliyorum ve bu güzel ismine sığınarak yalvarıyorum sana; Hz.Yakub’un gibi yalvaramasam da ben de sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece sana arz ediyorum.Ve bütün küçüklüğümle icabetini ümit ediyorum, buna layık olamasam da! Ve Allah’ım, kimseyi sana şikayet etmiyorum; çünkü bunu yapabilecek kadar bile kul olamadım sana, çünkü ne olursa olsun ve her kim ne yaparsa yapsın, ona karşı yumuşak olmayı öğrendim Şefkat Peygamberim Hz.Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem’den.Çünkü Efendim Aleyhisselatuvesselam’ın dediği gibi bir gölgelikteyim,evet bir ağaç gölgeliğindeyim.Biraz konaklayıp aslolan yere gideceğim.Yaşadıklarım, üzüntülerim, acılarım, hastalıklarım, çektiğim sıkıntılar sadece birer imtihan değil mi?Evet öyle Allah’ım.Hem canım Peygamberimde ki hal ne güzel bir haldir ki; bütün dünya, O’nun olsa bir arpa tanesi bulmuş kadar sevinmez, bütün dünya, bir anda elinden gitse bir arpa tanesi kaybetmiş kadar üzülmezdi. Ey Allah’ın e... Devamı