Peygamber efendimizin (s.a.v.) O Muhteşem Güzelliği...

2011-04-26 12:35:00

Allahümme Salli ala Seyyidina ve Nebiyyina Muhammed…

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya Suresi 107. Ayet) Âlemlere Rahmet gönderilen Peygamber Efendimiz(s.a.s.); Sabır gösteren, emanet ehli olan, merhamette sınırı olmayan, edepte ön sırada, cömertlikte eşi emsali olmayan bir Nur idi.

Sahabeleri Peygamberimiz (s.a.s.)’in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:

Allah Rasulü (s.a.s.) çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Burnu gayet güzel idi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi. İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi.

Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. İki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. İki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi. Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı. Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı. Omuzları genişti. Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı.

Nur ışığında görülen işler…

Hazreti Aişe annemiz Efendimiz(s.a.s.)’i şöyle anlatıyor:

“Geceleri, Rasulullah (s.a.s.)ın yüzü o kadar nur saçardı ki, siması Ay’ın on dördüne dönerdi. Gecenin karanlığında ipliği, iğneye O’nun yüzünün aydınlığından geçirirdim”

Tanımadığı halde efsunlandı…

Peygamber Efendimizin (s.a.s.) hicret yolculuğu sırasında çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’i tanımamıştır. Ancak Peygamberimizi (s.a.s.) anlatılanlardan tanıyan kocasına, onu şöyle tarif etmiştir:

"Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı. Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı, konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi."

Yürekleri doğrayan güzellik…

Hazreti Aişe Annemiz Peygamber Efendimiz (s.a.s.) müşahede ettiği güzelliği Hazreti Yusuf ile kıyaslar:

“Yusuf a.s. gören kadınlar ellerini kestiler. Eğer onlar Rasulullah’ı görselerdi, yüreklerini doğrarlardı da haberleri olmazdı.”

Mübarek Efendimizin elbisesi

Ebu Burde el-Eş’ari anlatıyor:

Ayşe (r.a.) bize öyle eski, öyle yıpranmış, yamalı bir elbise gösterdi ve şunları söyledi:

“-Vallahi, Rasulullah (s.a.s.) ruhunu işte bu elbisenin içinde teslim etti.” dedi. (Buhari, Humus 5; Müslim, Libas 35; Ebu Davud Libas 5; Tirmizi, Libas 10)

Ay ile yapılan mukayese…

Cabir bin Semüre r.a. anlatıyor:

Mehtaplı bir gecede, Peygamber Efendimiz (s.a.s) beyaz bir elbiseyle gördüm de; mukayese için bir ona baktım; bir de Ay’a… Vallahi, bence O, Ay’dan daha güzeldi.

Nuru güneşten üstün…

Ashab-ı Suffe’nin talebelerinden Ebu Hüreyre (r.a.) Peygamber Efendimizi (s.a.s.) şöyle tasvir ederler:

“Peygamber Efendimizden (s.a.s.) daha güzel hiçbir şey görmedim. Sanki güneş, olanca parlaklığı ile yüzünde parlıyordu. Güldüğü zaman dişleri yuvalarından aydınlık saçardı.

Mübarek saçları…

Bera b. Azib (ra) anlatıyor:

"Rasulullah Efendimiz (s.a.s.) daha güzel birini görmedim. Omuzlarını döven saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu."

Sevdiği yiyecek ve içecekler, sevdiğinin diliyle…

Hazreti. Aişe annemiz (r.a.) Eşinin, Rasulünün sevdiği içecekleri bildiriyor:

Şerbetlerin içinde tatlı ve soğuk olanını severlerdi.

Peygamber Efendimiz bal şerbeti, hurma ve kuru üzüm şırası gibi içecekleri severlerdi.

Peygamber Efendimiz (sav)' in en çok sevdiği içecek, soğuk tatlı şerbetlerdi.

Şerbetlerin içinde en çok bal şerbetini severdi.

İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi.

Çok sıcak yemeği sevmezdi.

En çok hoşlandığı yiyecek etti.

Kabağı çok severdi.

Avlanan kuş etlerini yerdi.

Hurmalardan Acve hurmasını severdi.

Hiçbir zaman bir yemeği yermemiştir. Hoşuna giderse yer gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir başkasına kötülemezdi.

O koku ki; eşi emsali yok!

Muaz bin Hişam (r.a.), babasından, Katade ve Enes (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (s.a.s.) güzel kokusu ile tanınırdı. Rasulullah (s.a.s.) güzel idi. Kokusu da hoş idi. Bununla beraber kokuyu severdi. Cismi nazif, kokusu latif idi. Koku sürünsün sürünmesin, teni en güzel kokulardan âlâ kokardı. Bir kimse onunla musafaha etse, bütün gün onun rayiha-i tayyibesini duyardı ve mübarek eliyle bir çocuğun başını mesh etse, rayiha-i tayyibesiyle o çocuk, sair çocuklar arasında malum olur idi.

Nazenin bir üslup ile…

Hazreti Aişe annemiz (r.a.) Rasulullah (s.a.s.)'in sözlerini şöyle tarif eder:

O, sizlerin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk ve peş peşe sıralamazdı, sözleri az ve özdü. Hâlbuki sizler cümleleri birbirine ekleyip duruyorsunuz.

Allah Resulü (s.a.s.) çok veciz konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine Allah katından Cebrail getirmişti. Kısa cümleler içinde bütün maksadını yansıtırdı. Veciz sözlü cümleler söylerdi, sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini izler, sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenleri sözlerini belleyip ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı. Gerektiğinde konuşurdu, kötü laflar etmezdi. Hiddetli ve hiddetsiz anlarında hep hakkı söylerdi.

Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi. Hoşlanmadığı, çirkin saydığı bir sözü konuşmak zorunda kaldığında onu kinaye yoluyla ifade buyururdu.

Oturuşuna titreyen sahabe

Kayle binti Mahreme (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.s.) oturuşunu şöyle anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.) sonsuz bir mahviyet ve tevazu içinde otururken görünce, heybetinden vücudum titremeye başladı.

Yürüyüşüne vurulan sahabe

Hazreti Ebu Atabe (r.a.) Peygamber Efendimiz s.a.s. yürüyüşünü şöyle dillendiriyor:

Yürürken kuvvetli adımlarla yürürdü. Yürürken, ayaklarını yerden biraz kaldırıp önlerine hafif eğilerek yürürlerdi. Ayaklarını ses çıkarıp toz kaldıracak şekilde yere sert vurmazlar; adımlarını uzun ve seri atmakla birlikte sükûnet ve vakar üzere yürürlerdi. Yürürken, sanki meyilli ve engebeli bir yerden iniyor görünümünü arz ederdi. Bir tarafa dönüp baktıklarında, bütün vücutları ile birlikte dönerlerdi. Rastgele sağa sola bakmazlardı. Yere bakışları, göğe bakışlarından daha çoktu. Çoğunlukla göz ucu ile bakarlardı. Ashabı ile birlikte yürürken, onları öne geçirir kendileri arkada yürürlerdi. Yolda karşılaştığı kimselere, onlardan önce hemen selam verirdi.

Kendine has giyim tarzı, sadeliği…

Mübarek Hanım Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in en çok sevdikleri elbise çeşidi, gömlek (kamis) idi.

Semüre b. Cündüb (r.a.) rivayet ediyor: Hazreti Peygamber: "Beyaz elbise giyiniz. Zira o, son derece temiz ve hoştur" buyurmuşlardır.

Onu görmek için yanan kalpler dillerinde Peygamber Efendimiz (s.a.s.) nasıl anlatıyorlar bir bakalım… Sahabe-i Kiram’ın Nebiler Nebisi Efendimizi görmeden uyumadığı o günlere

Güzel ahlak timsali

Sahabe-i Kiramın dilinde güzel ahlak timsali Efendimiz(s.a.s.):

Rasulullah (s.a.s.) insanların en yumuşak huylusu, en yiğidi, en adili ve en namuslusu idi. O, insanların en cömertiydi. Allah'ın kendisine verdiklerinden hurma, arpa ne olursa olsun yalnız senelik yiyeceğini ayırırdı, geri kalanını Allah yolunda harcardı. Kendisinde bulunan bir şey istendiğinde verirdi.

Allah Rasulü (s.a.s.) insanların en alçak gönüllüsü, lafı uzatmadan en beliğ konuşanı, en güler yüzlüsüydü. Dünya işlerinden hiçbir şey kendisini endişeye düşürmezdi.

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” diyen Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yolundan yürüyen ümmeti olabilme duası ile..

2270
0
0
Yorum Yaz