Örümceği Öldürmek Ya Da Öldürmemek...

2012-05-30 09:17:03
Örümceği Öldürmek Ya Da Öldürmemek... |  görsel 1

Bugün banyoda elimi yıkdıktan sonra bir baktım, klozetin tam arkasında kocaman bir örümcek. Ana! Ben buraları daha yeni cif ve çamaşır suyu ile ovaladım hatta resmen kazıdım. Nereden geldi şimdi bu hayvan. Çoğunlukla eşime söylüyordum o evde olduğu zamanlar alıyordu. Ama şimdi evde yok ve gece geç gelecek. Geçen nette okuduğum bir yazı beni çok etkilemişti bir daha öldürmeyeceğim diye dilemiştim. Şimdi bu dileğimle sınandığım zaman gelmişti anlaşılan. Üstelik üzerine biraz su atıp onu öldürmek çok kolayken bu sınavı geçmek gerçekten zordu. Okuduğum yazıdaki argümanları da kullanarak kendimle iç konuşmam başladı. Bu hayvanın hayatını sen mi verdin de almaya kendinde hak buluyorsun? Rızkını sen mi veriyorsun, hayatını sen mi devam ettiriyorsun? Bak nasıl bacaklarını hareket ettirip ağ örüyor, o bir sanatçı. ( O sırada o kadar uyum içinde bacaklarını hareket ettiriyordu ki sanki bir müzik aleti çalar gibiydi. Arka fonda Beethoven filan çalsa kesin bu örümceğin çaldığını düşünülürdü o derece.) Hem, sen bu dünyayı güçlülerin güçsüzleri ezdiği bir yer olarak mı görüyorsun? Bu örümcek senin boyutunda olsaydı onu öldürebilir miydin yoksa kaçar mıydın? Küçük diye mi kendinde öldürme hakkı görüyorsun? Bir köpeğe kediye vurmak, eziyet etmek hatta öldürmek kötü de küçük diye böyle bir hayvanı öldürmek iyi mi? Onun canı daha mı az yanıyor küçük diye, nereden biliyorsun? Epey zor oldu ama öldürmiycem tamam dedim, ikna oldum. Ama orada da bırakamam. Ağ örüyor, her yere yumurtalarını bırakıyor. Bu durumlarda eşimden &... Devamı

Namazı Sevmek...

2012-05-30 08:58:36
Namazı Sevmek... |  görsel 1

Birçoğumuzun çocuklara namazı sevdirme kaygımız var. Sevsin, istekli kılsın. Hep vaktinde kılsın. Vaktinde kılmak sevmenin göstergesi onu da biliyoruz. Bunlar haklı kaygılar ama acaba kendimizin namazı sevme kaygımız var mı? Cevap hayırsa durumu şuna benzetiyorum. Ben başka bir insana bir malı, bir ürünü ya da belki bir filmi çok güzel harika, çok lazım, mutlaka dene diye tavsiye ediyorum ama aslında kendim ondan hiç hoşlanamıyorum. Nefs-i insanî namazı sevmez hepimiz biliyoruz. Namazı sevmemek suç değildir, insanî bir özelliktir. Nefis zaten ibadetlerin hiçbirisini sevmez, tenbellik etmek ister. Ama sevmeye çalışmamak, yani sevmeden kılmaya devam edip durumumuzdan rahatsız olmazken çocuklara sevdirmeye çalışmak pek garip bir şey gibi. İlk yazılardan birinde, çocuklarımızın imanî ve dinî eğitimiyle ilgilenmek aslında kendimizi de iyi yönde değiştirmeye vesile olacak demiştim. Çocuklara namazı sevdirmek için önce kendimiz sevmeye çalışmalıyız şuuru işte o vesileliklerden biri olur inşallah. Namazı sevmek için çözüm kalp ve ruhumuzda. Nefis sevmez ama kalbimiz ve ruhumuz namazı çok sever. Kalp ve ruhumuzun namazı ne çok sevdiğini biliyoruz tabi ama bilmek yetmiyor, hissetmek lazım. Nasıl nefis namazı sevmediğini gayet güzel hissediyorsa, kalp ve ruhun namaz sevgisini de hissedip açığa çıkarmak lazım. Kalp Rabbi’nin varlığına dayanmayı, olaylarla ve insanlarla başa çıkabilmek için O’ndan yardım istemeyi sever. Kendisine eman verebilecek yegane gücün kalesi içine Allahu Ekber diyerek girmek ister. Kendisine nimet verene, merhamet edene Elhamdülillah diyerek şükr etmek kalbin içinden gelir, zorlamayla değildir. Kimseye arz etmediği kusurlarını Rabbine arz edi... Devamı

Gülmek

2012-05-23 14:56:00
Gülmek |  görsel 1

Sevdiklerinize gül verin; Gülünüz... ...Kaynak : rustubaba.blogcu.com Devamı

Okuma alışkanlığı

2012-05-23 14:37:00
Okuma alışkanlığı |  görsel 1

...Kaynak : rustubaba.blogcu.com Devamı

Yaşam,

2012-05-23 14:06:00
Yaşam, |  görsel 1

...Kaynak............ ...Kaynak : turanciberna.blogcu.com Devamı

Bir güneşimi,bir babamı,bir de terliklerimi bırakmıştım geride

2012-05-23 11:05:00
 Bir güneşimi,bir babamı,bir de terliklerimi bırakmıştım geride |  görsel 1

  Efendimize (s.a.v.) yazılan en güzel mektup Medine’de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Resulullah’ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat etti ve Cennet-ül Bakiye defnedildi. Tabii ailesi mecburi istikamet Türkiye’ye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu Muhammed Nebi Doğanay bugün ortaokul öğrencisi. Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. İşte o peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları.. Biliriz ki dil kalpten geçen her şeyi ifade edemez. Allah bize de bu kardeşimiz gibi Resulullah sevgisi nasip etsin. Âmin. ..................................................   Bir seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde… Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanı başında olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş. Babam gelip te daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 gün-lük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım. İlk adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmış ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın. Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben. Belki seni çok tanımazdım ama sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni. Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik. Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürs&... Devamı

AHENK...

2012-05-23 10:58:31
AHENK... |  görsel 1

Devamı

Fotoğraf

2012-05-23 10:55:14
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Yol gösterin!!

2012-01-23 12:25:00
Yol gösterin!! |  görsel 1

Bir çocuğa "yalan söyleme" demeyin. "Doğruyu söyle" deyin. Birincide suçlamış, ikinci de ise yol göstermiş olursunuz.. Victor Hugo    Kaynak : sivist.blogcu.com Devamı

"O iki ucu kanaviçeli gelin yastıkları"

2012-01-23 12:16:00
O iki ucu kanaviçeli gelin yastıkları |  görsel 1

YASTIK MESELESİ         Artık kimse bir yastıkta kocamak istemiyor. Yastıklar ayrıldı. Senin yastığın sana, benimki bana! Adı, 'küstüm yastığı'; ayrılıklara duyarlı. Biri, bir ucuna yatağın, öbürü öteki... Alır gidersin başka odalara: küstüm! 'Bir yastık', dile getirilmemiş, imzaya dökülmemiş ebedi bir evlilik mukavelesi gibi... Aynı yastığa bir ömür baş koymanız, küsmemeniz, ayrı düşmemeniz için, orada öylece bekliyor sizi. Yalnız başınıza uyuduğunuzda, yarısı boş kalıyor. Anlamsız, doldurulamaz bir boşluk. Birinizin eksikliğine müsaadesi yok. İki kişilik uykular için icat edilmiş; ancak ölümle bozulacak evlilikler için tasarlanmış. Sevginin, anlaşmanın, iki yabancı insandan bir 'eş' olmanın simgesi gibi baştanbaşa yatakta, iki ömür kadar uzun. O iki ucu kanaviçeli gelin yastıkları, ölümden başkasının ayıramayacağı ebedi evliliklerin sigortası mıydı? Bütünlük fikrinin simgesi... Ayrılık, küsmek, boşanmak, yatağı, yastıkları ayırmak bir ihtimal bile değil. İki gönül bir ise, iki baş bir yastıkta gerek! Bu ön kabul, ta ilkgençlik günlerinden, şuuraltında, evlilik fikrinin doğal bir parçası gibi çalışıyor olmalı. "İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız" günler o günler işte. Bir 'ev' kurulacak; o eve, evliliğin sırrını taşıyan bir nesne gerek. Pamuğun ve yünün en iyisiyle doldurulacak, yüzüne kumaşların en yumuşağı, uçlarına satenlerin en parlağı... İllaki o kanaviçeler... Kırmızı, mavi, sarı, yeşil ve mor iplikler, ince dokunuşlarla bir resim çizecek, iki kişilik renkli uykular için. Resimler, evet, dal uçlarına konmuş serçe kuşları, bülbüller; sarmaşık gülleri, sümb&u... Devamı