Allah'ım...

2011-08-26 10:09:00

Ne azabına dayanacak halim, ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır... Vefasızlığım nisbetinde değil ihtiyacım nisbetinde senin lütfuna talibim .... Devamı

Kadir gecesini hakkıyla eda edebilenlerden olalım inşAllah..

2011-08-26 09:21:00

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:  “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” (Kadir Suresi  )   Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:   “Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”   “Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.”   Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :   -Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:   - Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)   Peygamberimiz (sav) buyuruyor:   “Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir.”  Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur’ân okuyup da dua eder... Devamı

Züleyha, Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca....

2011-08-26 09:20:00

Züleyha, Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca “Yusuf” diye başladı, “Yusuf ” diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi.Anladı ki aşkın namesinde ser-nâmeden öte kelam yok. Ve Züleyha'nın lügatında, “Yusuf”tan öte sözcük yok. Devamı

secdeden doğan nur..

2011-08-26 09:14:00

  Geçen bir arkadaşım Pınar dedi yüzüne ne yapıyorsun ??nasıl dedim anlamadım!!!! Yani bakım falan işte anla dedi))hımm dedim,,,,su ve sabun güzelim .. Eeee dedi ben  özel bakım yaptırıyorum ama senin gibi berrak değil dedi !!!!!!!! Canım bak sana bir şey anlatayım dinle dedim::: Lise bitince tabi herkes gibi bende dershaneye başladım sadece kızların gittiği bir dershane bu , orada çok sevdiğim bir coğrafya öğretmeni vardı çok güzel bir bayandı  O’nu her gördüğümde mest olurdum yüzünün her yerinden nur akıyor ona bakmaktan derse bakamıyorduk tüm sınıf öyle … sonra bir gün bir arkadaş dedi : Hocam ;çok güzelsiniz cildinize ne yapıyorsunuz ?? O ise şaşırmamış olacak ki o bayıldığım gülümsemesi ile elindeki kitabı bırakıp bize döndü.. Sanki söyleyeceklerini daha önce tekrarlamış gibi bir rahatlıkla ,,,,,,, Güzel kızlarım dedi siz hiç Aşk ‘ı bilir misiniz sadece O’nda var olmayı O’nu özlemeyi Tabii aşk derken  şu bildiğimiz kadın erkek ilişkisi değil ki önce ben öyle anladım )))neyse Bütün hepimiz pür dikkat dinliyoruz O anlatıyor biz de imrenir vaziyette ..sonra hiç unutmadığım şu sözü söyledi ; Sizler daha küçüksünüz ama alnınız her secdeye vardığında melekler yüzünüze güzellik katacak bu her yıl biraz daha artarak bazılarında çok belirgin olacak bazılarında ise yakın ama size her bakan o güzelliği görecek ve bana sorduğunuz gibi size de soracaklar dedi!!!!!!! İşte su ve sabun derken sana demek istediğim bu arkadaşım bence o kadar paralar harcayıp vaktini öldürmek yerine içten gelen bir çağrıya kulak versen o zaman nurun canlanacaktır………… ... Devamı

Ya Rabbim!! kalbimizde sevgi çiçeklerini açtır.

2011-08-24 08:46:00

Ya Rabbim!! kalbimizde sevgi çiçeklerini açtır. Ben Senin azabından çok rahmetine; korkundan çok şefkatine muhtacım. Ve şunu da bütün kalbimle biliyorum ki; Sen istersen severim, sen sevdirirsen severim! Fakat Sen sevmezsen, sevdirmezsen ben sevemem, hissedemem. "Kulum bana bir adım yaklaşırsa, ben ona koşarak gelirim" buyuruyorsun. Ya Rabbi, bana yardımcı ol, Sana doğru bir adım olsun atayım. Ki, o benim vuslatım olsun. Beni o vuslata kavuşturmadan yanına alma Allâh'ım!... Her hareketimiz, yalnız sana olan muhabbetimizden kaynaklansın. Öyle bir muhabbet ki hep coşsun, coşsun hiç durmasın. Ve Sensiz bir anımız geçmesin, Allâh'ım.   Verdiğin nimetin şükrünü yerine getirebilenlerden eyle, Benim kalbimi, dilimi ve bütün amellerimi rızandan ayırma. Bize daima râzı olacağın amelleri işlemeyi nasip eyle!...   Ya Rabbi, Senden isteyeceğimiz şeyleri de bilemiyoruz. Eksiklerimizi, noksanlarımızı, hatalarımızı ört, Sen rahmet ve mağfiretinle onları hayra tebdil eyle.   Her bahar gelince, ağaçlardaki tomurcuklar, dallardaki çiçekler nasıl açiyorsa, Sen de yalnız kalbimizde sevgi çiçeklerini açtır.   Gönlümüzde ise iki cihan güneşimiz habibinin ve bütün sevdiklerinin muhabbet goncaları açsın!.. Gönlümüzü, gülümüzü soldurma Allâh'ım!   Hazan gelmesin, yaprakları dökülüp boyunları bükülmesin, daima canlı ve taze kalsın. Ve öyle bir rayiha yayılsın ki içimize, onu her zerremizde hissedelim, bütün nefeslerimizle...   Ya Rabbi, Sen affedicisin, afvı seversin, biz günahkar kullarını da affet. Biz senden gelecek her hayra muhtacız Allâh'ım. "Ben, yüzlerini görmediğim kardeşleri... Devamı

Hz. Ömerin Adaleti... (Torpil yaptırana, kul hakkı yiyene cevap)

2011-08-19 14:35:00

  Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmekister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir. Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle. Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim,kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazd... Devamı

EVDE HANIMINA YARDIMCI OLAN ERKEKLERE MÜJDELER..!

2011-08-15 08:44:00

  Sofuzade Seyyid Hasan Hulusi Efendi, Mecma’ul Adab isimli eserinde kocanın karısına karşı davranışlarında uyması gereken adabı anlatırken şu noktaya da dikkat çeker: “Erkek, ev işlerinde hanımına yardım etmelidir. Nitekim bir hadis-i şerifte: ‘Bir kimsenin, karısına evde yardım etmesi Allah’ın gazabını kaldırır. Hayırlarını ve derecesini arttırır. Evinde hizmet görüp, bundan utanmayan kimsenin adı şehitler defterine kaydedilir. Gece ve gündüz Cenab-ı Hak ona şehit sevabı ihsan eder. Her bir adımı başına bir hac ve bir umre sevabı verilir ve vücudunda bulunan tüylerin sayısınca cennette ona bir şehir ihsan olunur’ buyrulur. Efendimiz (s.a.v) diğer bir hadisle de ev işlerinde karısına yardım edenlere Allah Teala’nın peygamberlerden Eyüp (a.s), Davut (a.s), Yakup (a.s) ve İsa’nın (a.s) sevapları kadar sevap ihsan edeceğini haber verir.” (Camiu’s-Sagir, Mefatih-ül-Cinan) alıntı; Semerkand Aile Dergisi   Kaynak : haticeozkan Devamı

Ayakta Su İçmenin Bilimsel Gerçeği!

2011-08-15 08:21:00

Peygamber efendimiz ayakta su içmeme hususunda da bizi uyarmıştır. Peki Efendimiz bunu neden söylemiş, bilimsel olarak ele alalım. Bir hadisde ayakta su içmenin zararına şu şekilde işaret etmiştir: “Eğer ayakta su içen kimse midesine verdiği zararı bilseydi içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588). Yine aynı konu ile alakalı olarak; “Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unuturda içerse kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116) Bilimsel olarak açıklaması; İnsan midesinin ayakta ve otururvaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak barsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen bir oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek 12 parmak barsağına (duodenum) geçer. Eğer insan sıvı gıdayı oturarak içerse bunlar önce midede birikir asitle karışarak mikropları ölür ve sonra 12 parmak barsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera da dâhil birçok insan hastalıklarından korunmuş olur. ... Devamı

Bediüzzaman’a Göre Terörü Besleyen Unsurlar ve Çözüm Yolları

2011-08-10 12:28:00

  İnsanoğlunu Yüce Allah, en yüksek derecelere çıkabilecek ve en sefil yerlere düşüp sürünebilecek özellikte yaratmıştır. Kendisine peygamberler ve kitaplar göndererek sorumluluğunu ve nasıl davranması gerektiğini hatırlatmış ve en yüksek mertebelere çıkması için gerekli tenezzülatı yapmıştır. Bütün bunlara rağmen insanoğlu genellikle nefis ve hevasına uyarak, kendisine verilen nimet ve gücü, şükür ve kulluk yolunda kullanacağı yerde, isyan ve zulüm yolunda kullanmıştır. Geçtiğimiz asırlarda dalalete düşen ve inkar yoluna sapan firavunlar, nemrutlar, şeddatlar ve daha başka zalimler, yeryüzünü fesada vermişler, anarşi çıkarmışlar ve terör estirmişlerdir. Zamanımızın zalimleri de az bir zahmetle eskiden yapılanların yüzlerce kat fazlasını şimdi yaparak ahirzamanı kana bulamışlar, hâlâ da bulamaya devam etmektedirler. Daha dün 12 Eylül öncesi 5 binden fazla gencimiz koskoca bir hiç uğruna birbirlerine kırdırılmış, dünyanın gözü önünde Sırplar Müslümanları hunharca katletmiş, yıllardan beri Doğu Anadolu bölgemizde süren terör kasırgası 30 binden fazla gencimizi acımasız bir şekilde yutmuştur. Bediüzzaman, gerek Osmanlı ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti dönemleri itibariyle çok çalkantılı ve sıkıntılı bir hayat geçirmiş, birinci ve ikinci dünya savaşlarının ortalığı kasıp kavurduğu ve insanlığa büyük felaketler getirdiği buhranlı asırda, insanlığı düştüğü bu kargaşa, terör ve anarşi durumundan kurtarmak için; imansızlık, cehalet, ihtilaf, zaruret, adaletsizlik, tarafgirlik ve menfi milliyetçilikle hiçbir engele aldırış etmeden ömrünün sonuna kadar mücadele etmiştir. 1-İmansızlık Allah’a inanm... Devamı

Bediüzzaman’a Göre Terörü Besleyen Unsurlar ve Çözüm Yolları

2011-08-10 12:28:00

  İnsanoğlunu Yüce Allah, en yüksek derecelere çıkabilecek ve en sefil yerlere düşüp sürünebilecek özellikte yaratmıştır. Kendisine peygamberler ve kitaplar göndererek sorumluluğunu ve nasıl davranması gerektiğini hatırlatmış ve en yüksek mertebelere çıkması için gerekli tenezzülatı yapmıştır. Bütün bunlara rağmen insanoğlu genellikle nefis ve hevasına uyarak, kendisine verilen nimet ve gücü, şükür ve kulluk yolunda kullanacağı yerde, isyan ve zulüm yolunda kullanmıştır. Geçtiğimiz asırlarda dalalete düşen ve inkar yoluna sapan firavunlar, nemrutlar, şeddatlar ve daha başka zalimler, yeryüzünü fesada vermişler, anarşi çıkarmışlar ve terör estirmişlerdir. Zamanımızın zalimleri de az bir zahmetle eskiden yapılanların yüzlerce kat fazlasını şimdi yaparak ahirzamanı kana bulamışlar, hâlâ da bulamaya devam etmektedirler. Daha dün 12 Eylül öncesi 5 binden fazla gencimiz koskoca bir hiç uğruna birbirlerine kırdırılmış, dünyanın gözü önünde Sırplar Müslümanları hunharca katletmiş, yıllardan beri Doğu Anadolu bölgemizde süren terör kasırgası 30 binden fazla gencimizi acımasız bir şekilde yutmuştur. Bediüzzaman, gerek Osmanlı ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti dönemleri itibariyle çok çalkantılı ve sıkıntılı bir hayat geçirmiş, birinci ve ikinci dünya savaşlarının ortalığı kasıp kavurduğu ve insanlığa büyük felaketler getirdiği buhranlı asırda, insanlığı düştüğü bu kargaşa, terör ve anarşi durumundan kurtarmak için; imansızlık, cehalet, ihtilaf, zaruret, adaletsizlik, tarafgirlik ve menfi milliyetçilikle hiçbir engele aldırış etmeden ömrünün sonuna kadar mücadele etmiştir. 1-İmansızlık Allah’a inanm... Devamı