Referansım ALLAH' tır

2011-08-05 10:27:00

Birkaç yıl önce, bir vilayetimizde, bir bakanlığın il müdürüydüm. Bağlı bulunduğumuz genel müdürlük, başka üç ilin de il müdürüyle birlikte beni başka bir ilimizde personel almak üzere görevlendirdi. Biz dört arkadaş birleşerek sözünü ettiğim il'e gittik. Önceden bizim için ayrılan misafirhaneye yerleştik, şehre gelişimizi kimsenin duymasını istemiyorduk. Zaten bende ve arkadaşlarım bu ile ilk defa geliyorduk. Ne kimseyi tanıyorduk, ne de kimse bizi tanıyordu. Arkadaşlar olarak hepimizin kanaati aynı ki, siyasi ve diğer baskılardan hiçbirine boyun eğmeden hak edeni kazandıralım. Biliyorduk ki, katilim yoğun olacak ve herkes bir referansla bizi rahatsız edecekti; çünkü Türkiye'nin gerçeği buydu. Bunun için çok dikkatli davranıyorduk. İl'e ikindi vakti vardık. Kimseye görünmeden şehrin biraz dışındaki kenar bir mahallede, tarihi bir camiye gittik. İkindi namazı kılınmış, caminin avlusu boştu. Osmanlı'dan kalma, mimarisi insanı ve manevi duygular uyandıran şirin bir caminin avlusundayız. Dört arkadaş şadırvana oturarak abdest almaya başladık. Mayıs ayının serin, sıcak havası da ayrı bir güzellik katıyor çevreye. Ayakkabılarımı çıkarıp çoraplarımı da sıyırmaya başlamıştım ki ayaklarımın önüne bir takunya kondu. Takunyaların geldiği tarafa doğru şaşkınlıkla başımı çevirdim. Yüzüme tebessümle bakan, orta boylu, esmerimsi ve yakışıklı diyebileceğimiz yirmi beş yaşlarında bir gençle göz göze geldim. Utangaçlığın vermiş olduğu çekingenlikle; "Ben buraları bilirim, siz yabancıya benziyorsunuz, namaz kılana hizmet etmek, ALLAH'ın rızasını kazandırır. ALLAH kabul etsin!" dedi. Gencin tebessümü, davranışı, kibarlığı, her şeyden çok i&ccedi... Devamı

Omuzun da bir tane yıldızı var diye

2011-08-05 09:59:00

Bir asker, namaz kılan diğer askere sordu: - Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 defa namaz kılıyorsun. Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi: - Şu insan niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ''yat'' dese yatıyor, 'kalk' dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?' Diğer asker cevap verdi: -'Evet! O da benim gibi biri insan ama rütbesi var, omuzun da yıldızı var'. Namaz kılan askerin cevabı müthişti: -Ey arkadaş! Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren Allah'a niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?   Devamı

Mevlana....

2011-08-05 09:53:00

Bir gece bir genç kör kütük sarhoş olur.Yola koyulur Hz. Mevlana'nın hayır duasını almak için. Geceymiş geç saatmiş dinlemez. Evin kapısına gelir ve kapıyı çalar. Hz. Mevlana'nın talebeleri kapıyı açarlar. Gence ne istediğini sorarlar. Genç: "Mevlana'nın hayır duasını almak için geldim" der. Talebeleri:"Şuanda hocamız i...stirahat halinde ve saat çok geç. Daha sonra gel"derler.Genç ısrar eder ve illa onun hayır duasını şimdi alıcam gitmem der inat eder ve gitmez. Hz. Mevlana gürültüleri duyar ve uyanır. Gelir kapıya ve "Ne oluyor, nedir bu gürültü" der. Talebeleri cevap verir:"Efendim sizin hayır duanızı almak için gelmiş bu sarhoş bizde istirahatte olduğunuzu ve daha sonra gelmesini söyledik" derler. Mevlana şu cevabı verir talebelerine: O gecenin bu vaktinde kör kütük sarhoş bizim yolumuzu bulmuş gelmişken, siz hangi ayık kafayla onu geri göndermek istersiniz... Devamı

Siz kabirdeki Cumayı bilir misiniz?

2011-08-05 09:26:00

  FAKİH Anlatıyor: -Babam bana şöyle anlattı: -Salih Meri, cuma gecesi, cuma namazını kılmak üzere mescide gitmek için yola çıktı. Kabristana uğradı. Kendi kendine şöyle dedi: -Tan yeri ağarıncaya kadar kalayım. Kabristanın içine girdi. İki rekat namaz kıldı. Bir kabre dayandı. Gözlerine uyku geldi. Şöyle bir rüya gördü: Kabirde yatanlar kabirlerinden çıkmışlar, halka halka olup oturmuş, konuşuyorlar. Bir de baktı ki,onlardan ayrı, kirli elbiseli bir genç, bir köşede, üzüntülü bir halde oturuyor. Onu yanlarına oturtmuyorlar. Oradakilerin hepsine tepsi tepsi, üzeri mendillerle örtülü hediyeler gelip dağıldı. Herkes kendi tabağını aldı; sonra kabrine girdi. En sonuna bu genç kaldı. O da üzüntülü bir halde, kalktı; kabre girmek istedi. Hemen ona sordum: -Hey Allah'ın kulu, sende gördüğüm bu üzüntü neden? Sonra gördüğüm bu hâl nedir? Bana şöyle dedi: - Ey Salih Meri, sen o tepsileri gördün mü? - Evet, gördüm, deyince şöyle anlattı: - O tabaklar, hayattakilerin ölülerine hediyeleridir. Onların adına verdikleri sadaka, yaptıkları dua, cuma geceleri onlara gelir. Daha sonra şöyle dedi: - Ben, Sindli biriyim. Anam hacca gitmek istedi; beraber yola çıktık. Basra’ya gelince öldüm. Bundan sonra anam evlendi. Kendisinin bir oğlu olduğunu ve öldüğünü kocasına anlatmadı. Dünyaya daldı. Ne bir işaretle ne de bir sözle beni andılar. Ölümümden sonra beni hatırlayan kimse olmayınca üzülmek bana haktır. Sordum: -Senin ananın evi nerede? Onun yerini bana anlattı. Sabah oldu Namazımı kıldım. Sonra gittim. O kadının evini sordum, buldum. Yanına gittim,izin istedim. Kendimi ona tanıttım, kapıdan: -Ben Sâlih ... Devamı

Hz.Ömerin kabirde sorgusu

2011-08-05 09:22:00

  Hz. Ömer vefat ettiği zaman, bütün dinî muamelesi yapıldıktan sonra, her fani gibi onu da getirip kabre koydular. Vazifeli şahıs, telkinini de yapıp cemaat dağıldıktan sonra, Hz. Ali Kerremellahü veçhe, bakalım Ömer, sual meleklerine ne cevap verecek diye merak ederek, kabrin bir kenarına, kimse görmeden çömelmiş netic...eyi beklemekte idi. Biraz sonra beklenen melekler gelip dünyadan gelen herkese sordukları soruları Ömer'e de sormaya başladılar. Meleklerden biri: Rabbin kimdir? Nebin kim? diye sormaya başladı. Meleklerin bu sualleri karşısında hiddete gelen büyük halife, kendisi başladı: Siz kimsiniz, Buraya nereden ve niçin geldiniz- Sizin derdiniz ne de, beni gelir gelmez suale çekiyorsunuz? diye sormaya başlayınca melekler, onun diğer insanlar gibi olmadığını anladılar ve sorularına cevap vermeye başladılar: «Biz yedi kat semadan, buraya sana soru sormak için geldik. Bizi bu vazife ile Allah vazifelendirdi, biz münker ve nekir melekleriyiz ve herkese aynı soruları sormak bizim vazifemizdir» dediler. Melekleri sonuna kadar dinleyen Hazreti Ömer, sorularına devam etti: Siz yedi kat semadan geldiğiniz halde, Allah'ı unutmadınız mı? diye sorunca, melekler, kendilerinin vazifelerinin Allah'a ibadet etmek olduğunu ve unutmadıklarını söylediler. Melekler bu cevabı verince, Hazreti Ömer daha da kızdı ve şunları söyledi: Siz o kadar uzak yerden geldiğiniz halde Allah'ı unutmadınız da, ben iki karış toprağın altına girmekle mi Allah'ı unutacağım. Bir daha ümmeti Muhammed'e, böyle çirkin surette gelmeyeceksiniz ve böyle yakışıksız sualler sormayacaksınız. Bakın, şu anda sizi geri gönderiyorum, sakın bundan sonra söylediklerimi unutmayın. Ömer-ül Faruk hazretlerinden bu nasihatleri dinleyen melekler, bir daha ümmeti Muhammed'e kötü surette gelme... Devamı

Gözyaşı...

2011-08-05 09:18:00

Daha beş yaşındaydı. gözyaşları içinde, biri dövmüşçesine ağlıyordu... Kimdi seni bu kadar üzen, böyle ağlatan... Ama ama diyerek başlamıştı söze..ağlamaktan konuşamıyordu..Belliydi çok korkmuştu.Dur dedim, sakin ol,ağlama, ben yanındayım..sakin ol ve anlat..kim seni bu kadar üzdü, biri mi vurdu, canını mı acıttı.ne oldu senin bu minik bedenine.... Biraz sakinleşti ve anlatmaya başladı, ama yinede büyük bir pişmanlıkla ,ağlayarak anlatıyordu. ağlaması durmuyordu ,bu minik bedenin günahsız yüreği..her damla ne kadar değerliydi, anlayana.... Ben yanacakmışım, kaynar suya atacakmış Allah beni ,dedi..ama diyerek devam etti.. dur, noldu niye dedim..yalan söyleyenleri Allah yakacakmış dedi,,yine devam etti, ama ben yalan söylemiyordum sadece şaka yapıyordum...ağlaması durmuyordu bi türlü... peki ya ben, bu kalp ne kadar kararmış, ne kadar katılaşmış gör ve anla..sen bu kadar günahlar içindeyken, bak sadece şakadan dolayı yaptığı bir yalan için ne kadar korkmuştu ve ağlıyordu..Oysa her zaman Allah seni çok seviyor, üzülmeni istemiyor, bi daha yapmazsan seni hiç yakmayacak dememe rağmen o hale ağlıyordu... o gözyaşlarını mevla daha atar mıydı ateşe.... ya sen ey nefsim, ayetlerden bi haber olan nefsim, günah deryasında yüzen, günahları için tek damla gözyaşı dökmeyen nefsim. sen neyine güveniyosunda böyle kahkahalar içinde bu ömrü bitiriyosun...ateş var, kaynar su var... bilmem ki sen ne zaman farkına varıcan...yoksa keşke diyenlerden mi olucan...size uyarıcı gelmedi mi denince ne diyicen... küçük bir çocuk gönderdim sana ondan damı haberdar olmadın diyince , ne diyicen.... Ölüm perde arkasından ne güzel bir haber güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber s.a.v..... ... Devamı

Şefkat....

2011-08-05 08:38:00

Şevkat,,, Sahip çıkma... Güven...  Emniyet.. Önemsenmenin fotoğrafı bu Devamı

O GÜL yüzünü görmeyi çok isterdik..

2011-08-05 08:24:00

  Beni Görmedikleri Halde Bana iman Eden kardeşlerimi Görmeyi Çok isterdim"... Hz. Muhammed (s.a.v) Bizde o GÜL yüzünü görmeyi çok isterdik yarasulAllah.... Devamı

İnsan Denen Meçhul...

2011-08-04 15:27:00

“Bir insan nedir?” sorusuna cevap aramaya çalışalım... karşımıza çıkacak “Sayılarla İnsan”ın sadece rakamlar ve birimler olarak ifade edildiğinde bile ne kadar muhteşem bir sanat eseri olduğunu göstermeye çalışalım... Tıpkı Selimiye Camii’nin ince nakışlarından Mimar Sinan’ı; bir saatin çarklarından saatçiyi tanımaya çalışmak gibi… Buyrun “İnsan Denen Meçhul”ün sadece maddî boyutuna! Bu sayıda vücudumuzdaki en küçük canlı birim olan hücrelerin sayısı, büyüklüğü ve ömürleri hakkında bilgi vereceğiz.. Hücreler Bir insandaki toplam hücre sayısı 100 trilyon Bir insandaki farklı hücre çeşitleri 210 kadar Her saniye ölen hücre sayısı yaklaşık 50 milyon Her saniye yeni yaratılan hücre sayısı yaklaşık 50 milyon Toplam alyuvar sayısı (eritrosit) 25 trilyon Toplam akyuvar sayısı (lökosit) 25-100 milyar arası Toplam sinir hücresi sayısı 30 milyar (Bir sinekte 100 bin, fare beyninde ise 10 milyon sinir hücresi vardır) Beyin kabuğundaki (korteks) sinir hücresi sayısı 10 milyar Beyincik korteksindeki hücre sayısı 10 milyar Bütün sinir hücrelerinin toplam sinaps sayısı 100 trilyon Normal hâlde günlük ölen sinir hücresi sayısı 50.000-100.000 Bir hatırlama sürecinde faal olan beyin hücresi sayısı 10 milyon-100 milyon Mide asiti üreten hücre sayısı (erkekte) yaklaşık 1 milyar (kadında) yaklaşık 820 milyon En küçük hücre olan spermlerin boyu 3-5 µm Beyindeki glia hücrelerinin boyu 5 µm En büyük hücre olan yumurta hücresinin çapı 100-120µm Bir karaciğer hücresinin ortalama büyüklüğü 30-50µm Bir alyuvarın çapı... Devamı